Tuesday, December 11, 2007,8:59 PM
farkımdayım
fazlayım ben
farkımdayım
kabullenmek garip ediyor içimi
hiçliğimi anlamak çok zor
zamanla daha da zorlaşıyor
acıdım kendime
utandım
susmak lazım.
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
Sunday, December 09, 2007,5:37 PM
çingene' ye
ellerinin güzelliğini masada değil
yüzümde farketmeliydim
keşke yüzümü kaybetmeseydim.
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
,5:36 PM
bir daha
kelimeler anlamını yitirse de
günler boşalmış gibi gözükse de
saatin sadece kolunda dursa da
kendini, kalbini asla unutma
yük gibi gözükse de
nefes aldiğini unutma
kalk ayağa
korkma.
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
,5:32 PM
iç dış
yediklerimi çoktan sıçtım
gördüklerimi görmek istemezdim
duyduklarım yalandı
normal olan
utanmadan yaşamaya çalışmaktı
ben naptım
kalkıp kendimi astım
kurudum
hatta biraz rengim soldu
içimin rengi daha canlı
üzerimde mandal izleri.
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
,5:28 PM
eller ve koku
hiç tutamadı çocukları elinden
hiç öpemediler babalarının elini
harçlıklarını alamadılar ondan
saçlarını okşayamadı çocuklarının
çok kokladı saçlarını
içine çekti tertemiz kokularını
ama hiç gitmedi ellerini çalan
makinanın yağ kokusu burnundan...
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
,5:23 PM
masal
bir varmış, bir yokmuş,
bu cümle
çok masal başlattı
benimkinin aksine.
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
,5:21 PM
değer
uykusundan uyandırdığım
her taksici için
üzüldüm
ama gitmem lazımdı.
saatim yoktu
ve
buna üzülmeye değmezdi.
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
,5:20 PM
bilmece mi ?
kendimi hissetmiyorum
ellerim soğuk
gözlerim yorgun
ben miyim
yanımda kalsın yarın
ölmeliyim yarın
kelimeleri kırıyorum
utandılar benden
iyi mi bu
değil
biliyorum
ama dillendirmek zor
dinlendirmek de kendimi
çok yorgunum
hissettiğim ben miyim
hissetmiyorum.
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
,5:19 PM
boncuklu toka
gülmüştüm sana
çantama işlediğin
uğurlu sayılardan sonra
koca bir düğüm vardı arkada
çözemedim hala
kalbim
en büyük kedinin
yumağı yokluğunda
ve kolumda boncuklu bir toka
son hatıra
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
,5:18 PM
yalnış !!
bir sıfır
sen ve ben
sonuç değil bu
verilenler sadece
topla çıkar böl
çarpma yeter

sana birşey olmasın.
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
,5:16 PM
yakan top
boşuna demedim
canım diye sana
canımdın
bu kalabalık yakan top oyununda
uzaktasın
yandım
kenardayım.
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
,5:15 PM
tuzlu fıstık
tuzlu fıstığı
soyup yiyenlerden değilim
bu yüzden hiç değişmeni istemedim
seni sensin diye sevdim
sen' in yanına ekler getirirken
kendi kendimi yedim.
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
,5:13 PM
kurşun kalem ve kalemtraş
hep benim kalemimi kullandık
yazı bozuldukça, kendimi açtım
avcumdaydı artıklarım
benimle ilk cümlelerini
mektuplarını tükenmezle yazdın
ali olsun isterdim adım
hep benim adımı yaz isterdim
çocuk aklı işte
jaleyi, jandarmayı
hele oya yı hiç bilmezdim
varsa yoksa ipek' tim, ipek' tin
kaya ile ılık süt içtiğin gün
ben de kalemtraşımı kırdım
daha kendimi açmadım
o yüzden hala kalınım.
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
,5:10 PM
iz
çöp poşetiyim kapıda
sular aktı
merdivende iz kaldı
en güzeli
her halimle
senin olmamdı.
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
,5:09 PM
niye
bizim sürmediğimiz arabada
ileriye bakmak
söförü takip etmek niye
hatta arabaya binmek niye

dinlenilmeyi bekleyen şarkılarız
en uzun listede
anlamlıyız kendimizce
sıra gelir belki ama
anlaşılmayı beklemek
sıraya girmek niye

uymayacağın kuralları bilmek
gidemeyeceğin yeri gösteren
tabelayı okumak niye
kedilerin ezildiği yollara
kedigözü koymak niye

bir daha aramayacağın
numarayı hafızanda tutmak
boşuna telefon taşımak niye

konuşamadıktan sonra
dilinin olması
yutamadıktan sonra çiğnemek
dişlerini korumak niye

anlatamadıktan sonra
rüya görmek
yalandan anlam yüklemek niye

göremekdikten sonra bakmak
gözünü açıp kapamak niye
yanakların hiç kurumadıktan sonra
ağlamak niye

kaybettikten sonra
bu kadar uzatmak
aldığın nefesi vermek
verdiğini geri almak niye
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
Sunday, February 19, 2006,4:47 PM
gel
korkma!
camı açmadın mı daha önce
adım atmadın mı hiç
bu kadar basit işte
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
Saturday, February 18, 2006,4:06 PM
kahverengi
onun kadar yumuşak bir kalbim
ve ona şekil veren karton kadar
sağlam bir benliğim vardı
bembeyazdım
kullanıldım
atıldım
sudayım
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 1 comments
Thursday, December 01, 2005,12:12 PM
başlıksız
mutluydu o gün hiç bir şey üstüne gelmiyordu,sanki onu kaybetmişti peşini hiç bırakmayan kötü şans
rahatladı, gülümsedi ve yürümeye devam etti.
Sigara yakmak istedi ama olmazdı yolda içmesi yadırgana bilirdi toplum tarafından.
yurtta içerim diye geçiştirdi düşüncelerini kendisinin de bazen bir parçası olduğu toplumun
mutluluğunu bozmasına izin vermemek için.
kitap almıştı o gün kendine bilmediği bîr yazar vardı çantasında,
okumak istiyordu ama pek emin değildi.
pek sevmezdi bilmediği kişileri okumayı ama kitap çekmişti onu içine .kapağı,adı bir şeyler bulmuştu
kendine yakın. almıştı fiyatına bakmadan parasını hesaplamadan belki de lükstü öğrenci haline o kitap.
Yurduna yaklaşmıştı ama içinden hiç oraya gitmek gelmiyordu. Biraz daha yürüyeyim dedi ve sahile
doğru yürüme başladı,arkadaşları da orada olabilirlerdi hem. Canı sıkılan ya da mutlu olan oraya giderdi
İçindeki mutluluğu paylaşmak istiyordu,bir farkı vardı diğerleriyle. O konuşmayacaktı anlayan
anlayacaktı mutluluğunu buydu o.
ama bir sorun vardı ya orada üzgün bir arkadaşı vardıysa ? onun yanında gülücükler dağıtamazdı
etrafına onunla oturup ağlardı beraber onunla bu da oydu.
Ne yapacağına ilk başta karar vermedi ama ne olursa olsun gidecekti normal hızına döndü yürümeye
devam etti,
Kimse yoktu her zamanki yerlerin de boşuna düşünmüştü onca şeyi. oturdu çantasından sigarasını
çıkarıp yaktı.öyle bir mutlu çekti kî nefesi içine sanki zehir değildi içtiği sigarsını hızlı içti başı dönmüştü
birazdan geçerdi umursamadı.
Hava karamaya başlamıştı hafiften kalkayım dedi başının dönmesi çoktan geçmişti,ayağa kalktı
mutluydu otururken çok fazla şey düşünmemiş sadece denizi izlemişti ve daha da rahatlamıştı.
Yürümeye başladığın da telefonun hüzünlü melodisini duydu,çantasında çalıyordu ses az geliyordu ve melodi daha hüzünlüydü şimdi .hatırlamak istemediği şeyler geldi aklına.hiç değilse bugün hatırlamak istemiyordu.telefonunu çantasından çıkartmadan kapattı.
rahatladı hemen.konuşmak istemiyordu kimseyle susmaya ,duymamaya devam etmekti tek istediği.
Ama selpak satan çocuk bozdu sessizliğini kızamadı çocuğa,ihtiyacı yoktu şu anda ama aldı bir tane.çok kullanmıştı ağlarken o mendilleri sevgilisinden çok onlar dokunmuştu yüzüne belki de,sevgilim dedi mendile sıkı sıkı tutu sanki bir eldi tutuğu.
gülümsedi.onu düşünmek acıtmamıştı içini bu kez .kızgın kızgın bakmıyordu sevgilileriyle oturanlara,yürüyenlere.mutluydu işte bugün mutlu.hiç bir şey bozamazdı mutluluğunu izin vermezdi buna vermeyecekti de bugün onun günüydü.
adımlarını yavaşlatmıştı bitsin istemiyordu gün.yurduna yaklaşmıştı yine bu sefer oraya gitmekten korkmuyordu.emin adımlarla yürüdü daha önce hep sevgilisiyle ayrılıp,sevgilisin o yurda girinceye kadar beklediği köşeyi gözleri dolmadan geçti.yurda gelmişti artık hala mutluydu gülümseyebiliyordu daha ne olsundu ne isteye bilirdi ki.yine tercih yapacaktı kantin mi oda mı ? düşündü kantini bir an soğuk hissetti,kanı kaynıyordu onun oda arkadaşı onu mutlu görmeliydi birazcık da olsa onun hakkıydı bu.yukarı çıktı merdivenler değil o merdivenlerin üstüne üstüne gidiyordu.anahtarını aldı çantasından ,kapıyı açtı, oda arkadaşı kızgın,kırgın karşısındaydı yüzündeki gülümseme kayboldu.
Bir zarf tutuyordu elinde Sertap'ın,beyaz uzun bir zarf .yanına oturdu zarfa baktı üstünde hiç beklemediği bir şey yazıyordu. Zuzu. gözleri doldu.böyle sadece o seslenirdi kendisine.
İyice ağlamaya başladı hıçkırırken sordu: nerde ? diye.Sertap neredeyse bağırarak niye açmadın telefonunu diye karşılık verdi. cevap veremedi, hıçkırmaya devam etti.Sertap,buradaydı az önce gitti dedi.çok bekledi ama gelmeyince bunu sana bıraktı dedi sakin bir sesle.
Zarfı almaya korkuyordu ama Sertap eline tutuşturup çıktı odadan.
Korka korka açtı zarfı ilk cümleyi okumayı bitirmeden kağıt ıslanmıştı.
İz bırakanlar unu……
Artık bildiklerini de okumayacaktı.
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
Friday, November 25, 2005,11:15 AM
geliyorum
sevdiklerimi yanına aldı diye
küstüğüm mezarlara
şimdi
kendim gidiyorum barışmaya
eski dostlara
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
,11:14 AM
eksiklik
yaralı bir kalbin varsa
ağlama
damlalar tamir etmez uğraşma boşuna
boşluğu da dolduramaz anla
tanrı tek gözündeyse eğer
tamamını tek gözünde yaşa
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
,11:13 AM
sence?
aradan sayfaları
yırtılmış deftere
devam eder gibi
yaşayamayız
kenardaki
küçük sayfa kalıntılarını
görmezden gelemeyiz
tekrar yapamayız
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
,11:11 AM
hoşçakal
kendimi bilmeden
kayıp gidiyorum ellerinden
beni tutmanı bekleyemem
maddenin hangi halinde
olduğum bile belli değilken
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
,11:11 AM
ben?
destenin içine
sıradan bir kağıt olarak geldim dünyaya
bazen üzerine sinek konan baklava
bazen de hançer yemiş kalptim
ne yuva yıktım
ne de birini zengin ettim
ya da tam tersiydim
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
,11:08 AM
keşke
keşke
o şarkıları
sahiplenmeseydik
şimdi
kendimizi sağır etmez
radyoyu korkuyla dinlemezdik
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
,6:57 AM
soğuk mu?
ben sana açılmış bir pencereyim
sense kolu tutup çevirmekten
pencereyi kapatmaktan korkansın
üzgünüm ama bundan sonra
hep soğuk odalarda oturacaksın
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
,6:55 AM
sen
duman kaçmış gözüme ki
görememişim seni
hiç acımadın beni ezerken
oysa ben
ayakkabılarımı bile düşünürüm
izmariti söndürürken
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
,6:49 AM
_________________
gülebilirsin zor değil
sakın hep ağlayacağını
gözlerinin kızaracağını sanma
nasıl ben yorulup ta gittiysem buralardan
damlalarda yorulur akmaktan
sıkılacaktır yanakların
hep ıslak kalmaktan
çünkü balıklar bile
bıkar tuzlu sudan
bu yüzden yakalanırlar
ya da benim gibi
kıyaya vururlar ya zaten!
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
,3:46 AM
neredeyim
yağmurda
üzerine düşen ilk damlayım
paçandaki çamur lekesiyim
ıslanan çorabındayım
belki de hiç yaklaşamadım
sadece sana hoş gelen
toprak kokusuyum
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
,3:43 AM
aranızdayım
oda sıcaklığında
dolaptan yeni çıkmış birayım
üzerimde damlacıklar
dışarıya uymaya çalışıyorum
bir şeylerin akıp gidişine
içimin çekilmesine
alışıyorum
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments
Thursday, November 24, 2005,5:18 AM
bitti
indirdim kepenklerimi
artık satmayacağım hayallerimi
kaybettim geleceğimi
unuttum yalan geçmişi
sahte yaklaşımlarınızı
sayamadığım yüzlerinizi
farketmekten,görmekten sıkıldım
gidiyorum
hiç birinizi umursamadan
 
posted by Emre Göçer
Permalink ¤ 0 comments